top of page
Ara


Öykü- Elif Asma Kurt- Portakal Yanığı
Tütsülenen portakal kabuklarının buram buram kokusuyla uyandım. Kış soğuğunu ve ıslaklığını örten o ferahlatıcı koku, damağıma yapışmıştı. Çocukluğuma mı dönmüştüm? Dışarıda kar, dışarıda yağmur, dışarıda fırtına olduğu sabahlara? Sobada çatır çatır yanan odunların sesi yoktu ama mutfakta mırıldanan annemi işitiyordum. Soba, portakal kabuğu kokusu ve annemin mırıltıları... Saraylardan, kalelerden daha güvenli küçük evimizde miydik? Yine ben çocuk, annem yetişkin miydi? Ayağım

İshakEdebiyat
4 dakika önce


Öykü- Serkan Arslan- Pıtraklar
Deniz, üstündeki martılar ve ağır ağır yol alan gemilerle mavi gözlerini içine çekiyordu her defasında. Günün bu erken saatinde ışık suyun üstünde oyundan oyuna koşuyordu. İleride bir karabatak daldı çıktı suya. Etrafı gözetledi, yeniden daldı. Martılar süzülüyordu çığlık çığlığa. Bir ferahlık sarar gibi oldu o an içini. Bakışlarını etrafa çevirdi. Pazar günü pek bir hareketlilik yoktu etrafta. Gelirken de çok sakindi yollar. Sokaklar boştu. Şimdi sadece üst yoldan geçen birk

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- Sibel Karaca- Nahide Hanım
Ellerini şaşkınlıkla izliyordu Nahide Hanım. Buruşuk derisinin altına, her yaşın anısına ait kahverengi benekler serpiştirilmişti. Kalın, mavi hatları ile buradayım dercesine fırlamış damarlı ve titrek parmakları, şaşılası bir çeviklikle hareket ediyordu. Sırma işlemeli yatak örtüsünü çekeledi, bir örnek desenli kırlentleri kabarttı, saten şasenin arasından sarkan geceliğini tekrar yerleştirdi. Yarı aralık bıraktığı oda kapısından lavanta kokusuyla harmanlanmış ahşabın o kend

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Doğan Görmez- Şahsi Bir Mesele
İçine beton dökülüp tam ortasına kalın bir demir sabitlenmiş yağ tenekesi, taksi durağı olarak kullanılan konteynerin hemen dibinde. Demirin tepesinde paslı bir levha, alacakaranlıkta zorlukla seçiliyor: OTOGAR TAKSİ Otobüsten yeni inen kadın, taksi durağına yöneldi. Duraktaki tek taksi konteynerin önünde park halinde. Taksici, şoför koltuğunu geriye doğru iyice yatırmış, uyuyor. Kadın, taksiye iyice yanaşınca uyuyan adamı gördü. İnce, kemikli parmaklarıyla cama sertçe tıklat

İshakEdebiyat
7 gün önce


Öykü- Ayhan Kavcı- Ortama Amerikan
Ludwig az ötemde, tezgâhın berisinde içki doldurmakla meşgul. Onun önünde dikilen domuz kılıklı herif yanındaki zarif kadına az önce sert bir kanyak ısmarladı. Havanın bugünlerde çıldırdığı akla getirilirse kadına işkence etmeye niyetli. Öte yandan şu Ludwig ismi… Teksas’ta bu isimle dolaşmak biraz cesaret ister. Ludwig, fonetik estetik açısından ele alırsak, New York’un kuzeybatı mahallelerinde, kim bilir, belki Village’da ya da Boston’da oturanlar için yatıştırıcı bir hap o

İshakEdebiyat
20 Kas


Öykü- Sevim Alkan- Aynının Aynası
Koridorda süzülüyorum. Süzülmüyorsun. Evet, süzülüyorum. Kambur sırtımın izin verdiği kadar yürüyor gibi gözüküyorum. Yavaşım. Bir o kadar da uyuşuk. Tepkisiz bir çehre, üstten bakan gözler ve suskun bir ağız. Ve beni böyle tasvir eden bir başka ruh. Bu hakkı kendinde nasıl bulabiliyor? O da senin gibi bir insan, şaşma. Şaşırmadım. Yerime oturuyorum sakince. Kimseyle göz göze gelmemeye özen gösteriyorum bir yandan da. Neden? Sana bakarlarsa konuşabilirler. Konuşsunlar. Konuşu

İshakEdebiyat
19 Kas


Öykü- Tuğrul Durmazer- Tozlu Kaldırımlar Müdavimi
Güneş henüz doğmamış, hava aydınlanmamıştı. Yeniköy’ün sokak lambaları, o duygusuz sarı ışıklarıyla iş makinelerinin çukurlar oluşturduğu, düzensiz yolları ve toz içindeki kaldırımları aydınlatıyordu. Birkaç evin bahçesindeki köpeklerin sesleri dışında, Lidya Sokağı’nı kaplayan başka bir ses yoktu. Bu sırada Alper işe gitmek için çoktan uyanmıştı. Yatağından kalktığında ilk iş takvime baktı. Bugün işe gitmeden önce bir yere uğraması gerektiğini hatırladı. Mutfağa yöneldi. Çay

İshakEdebiyat
14 Kas


Öykü- Vildan Çelik- Dost Çağrısı
Sevgili Nuran, Bu sıralar seni ihmal ettim biliyorum. İstanbul’dan ayrılalı bir seneden fazla oldu. Şimdiye kadar sana bir kucak dolusu mektup göndermem gerekiyordu. Adnan ve buradaki eş dost beni oyaladı. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar mektup yazabildim. Mutluluğumu, sağlığımı ve Adnan’ı anlattığım birkaç satır sadece. Senden gelen mektuplara göz gezdirdim az önce. Çoğunun kısaca çiziktirilen birkaç satırdan ibaret olduğunu hayretle gördüm. Ben iyiyim, Fatma iyi, Müm

İshakEdebiyat
12 Kas


Öykü- Korkut Kabapalamut- Gemi
Bu dev yolcu gemisindeki trajik yolculuğum ne zaman başladı, doğrusu hiç bilmiyorum. Gemiden önce neler yaşadım, nasıl bir hayatım oldu, örneğin az da olsa mutlu biri miydim, ne iş yapıyordum, bir ailem var mıydı o konuda da bir fikrim yok. Ne kadar çabalasam, kendimi zorlasam da anımsayamıyorum. Gemideki hayatım monoton. Birkaç yakın arkadaşım var. Geminin öncesi onlar için de sır, bir acayip muamma. Ama onlar bu durumdan benim aksime şikâyetçi değiller. Bilsek, anımsasak ne

İshakEdebiyat
10 Kas


Öykü- M. Bülent Bingöl- Fincan Takımı
“Hediyenin hafif meşrep takımıyım,” diye içimden geçirmiyor değilim. Yıllar oldu bu alemdeyim. Kucaktan kucağa geziyorum. Beni mağazadan birinci defa alan teyzenin yüzünü bile hatırlamıyorum. Kadınların sevdiği bir ürün olmama rağmen bir cinsiyetim yok. Her ne kadar turuncu oluşum çeşitli dedikodulara yol açsa da kendimi bir cinse ait görmüyorum. Hediye denilince ilk akla gelen harcıalem bir takım olmam beni hiçbir zaman rahatsız etmedi. Sonuçta bir eşyaydım. Alınıp satılabil

İshakEdebiyat
7 Kas
İshak Edebiyat
bottom of page
