top of page
Ara


Cevdet Güner Yazdı- Yumuşamayı Reddeden Cümleler: Öyleyse Vurun Baltayı
Seher Tanıdık’ın Öyleyse Vurun Baltayı kitabı, okuru bir metnin içinde davet etmekten çok, onun karşısına geçip konuşmayı tercih ediyor. Bu konuşma yumuşak değil. İkna etmeye çalışmıyor, uzlaşmıyor ve geri çekilmiyor. Daha ilk sayfalardan itibaren kendine ait bir alan açıyor ve o alanın sınırlarını da oldukça net çiziyor. Bu netlik, kitabın en belirgin gücü. Tanıdık, neyi yazdığını bilen bir yerden hareket ediyor. Öyküler, kararsız ya da arayış halinde değil. Aksine ne söylem

İshakEdebiyat
14 dakika önce


Öykü- Artun Mimar- Yolda
N. şehrinden çıkmış, onu M. şehrine götüren otoyolda arabasını sürüyor. Dinmeyen şiddetli yağmurun keskin damlaları arabayı bir taramalı tüfek gibi tarıyor, ön camı yarıp onu kör etti edecek. Gümbür gümbür çakan şimşekler yüreğini hoplatıyor. Yolun düz olmasını, yolda dengesini bozabilecek bir tümsek ya da kaymasına yol açabilecek su birikmiş bir girinti ile karşılaşmamayı diliyor. Gerçi bu tür engeller çıktığında onlarla mücadele etmekten büyük zevk alıyor; arada aksiyon laz

İshakEdebiyat
2 saat önce


Öykü- Öykü Gizem Gökgül- Vurgun
Güneş, teknenin beyaz saclarından sekip doğrudan gözbebeklerine batıyordu. Arka planda çalan bası bozuk pop müzik, denizin şırıltısına karışırken Efe için dünya o daracık merdiven ile teknenin ikinci katındaki atlama platformu arasındaki yüz elli santimetreye sıkışmıştı. İlk koyda platformun ucuna kadar geldi. Ayak parmaklarını, güneşten kavrulmuş ve beyaz boyası yer yer çatlamış platformun plastik zeminine sıkıca kenetledi. Dudaklarının üzerindeki yeni koyulaşmaya başlamış t

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Osman Şimşek- Dört Şerit Devlet
Yoğun geçen bir iş günün sonunda, masamdan kalkıp ağır adımlarla pencereye yaklaştım. Paydos saatinin gelmesi, yine şu yoğun trafiğe çıkacağımdan dolayı hareketlerimi ağırlaştırıyordu. Birazdan çıkıp içine gireceğimi aklıma getirmesem, plazanın on yedinci katındaki manzaram gözüme herhalde güzel görünürdü. Dura kalka uzaklaşan araçların arkasındaki kırmızı ışıklar, yoğun kıvamlı lav tablosu gibiydi. Uzaktan seyretmesi güzel bir tablo. Ne var ki bu manzaraya bir güzelliği seyr

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Yakuphan Güleç- Sanal Maskeler
(I) “Merhaba, nasılsın?” “İyiyim Ogün, sen nasılsın?” “Ben de iyiyim Müge.” “On beş gündür konuşuyoruz seninle ve zaman öyle güzel geçiyor ki! Eminim yüz yüze görüştüğümüzde de aynı güzellik her yanımı saracak.” “Ben de çok isterim Ogün ama ayrı şehirlerdeyiz. Ve ben kolay kolay dışarı çıkamıyorum. Nasıl görüşebiliriz ki?” “Önümüzdeki bir hafta boyunca ben de çok yoğun olacağım. Fakat ondan sonra yaşadığın şehre gelmeyi çok istiyorum. Lütfen buluşalım!” “Şimdi olmaz Ogün!” “N

İshakEdebiyat
4 May


Hicret Birik Yazdı- Bilinç Akışında Mutlak Aklın Çöküşü: ‘Descartes Neredesin Allah’ın Cezası’ Üzerine Bir İnceleme
Tarık Tekoğul’un 2024 yılında Epona Yayınları’ndan çıkan ‘İçeride Bir Sürü Denyo Var’ isimli ilk öykü kitabı, bilinçli fakat yine bilinçli olduğu için serseri bir zihnin ürettiği öykülerden oluşmaktadır. Kitaptaki, ‘Descartes Neredesin Allah’ın Cezası’ isimli öykü, bu serseri zihnin kendini çırılçıplak ortaya koyduğu oldukça cüretkâr ve iyi bir metin. Yazarın, tamamen bilinç akışı tekniğiyle yarattığı metinde karakter hem kendisiyle hem dış dünyayla hem de tanrı fikriyle yoğu

İshakEdebiyat
3 May


Öykü- İlhan Gerimterli- Kapanmayan Yara
Behçet sabah kapıyı açık bıraktı. Rüzgâr sessizce içeri dolarken yıllardır kıpırdamayan perdeleri hafifçe oynattı. Mutfakta çatlamış bardağın kenarına dokundu; parmak uçlarıyla camın pürüzlü yerini yokladı. Bu bardak, annesinin misafir için sakladığı, vitrinin arkasında bir tür kutsal emanet gibi parlayan o takımdan geriye kalandı. Annesinin sesi duvarlardan süzüldü: "Dikkat et, kırılmasın. Misafir için." Oysa artık eve gelecek tek misafir, duvardan süzülen ışık ve masanın ke

İshakEdebiyat
2 May


Öykü- Nilgün Erdem- Camdaki Leke
Ah bu düğüncüler. Ne var ne yok indirtmeseler olmaz. Hele o kaynanaların hali neydi öyle. Aman, düşman başına. Hiç anlamıyordum. Alacağınız iki gecelik, don, sutyen bilmem ne. O kadar tantanaya değer mi? Savaştan çıkmış gibiyim. Gerçi yıllardır aynı şeyi yaşamıyor muyum? Bu düğüncü milletine söylensem de, onlar olmasa, mahalle arasına sıkışmış küçücük, alameti farikası adından belli “tuhafiye” dükkanımı bu kadar yıldır nasıl devam ettirebilirdim ki? Raflarımda düğün telaşına

İshakEdebiyat
1 May


Öykü- Mehmet Kalender- Bir Damla Pus
En son dolmuşu kaçırmamış olmayı umarak durağa geliyorum. Hava puslu ve epey soğuk. Havanın soğuğu pişmanlığımı kabartıyor; beraberinde getirdiği sorular evham deliklerinden sızıyor. Oysa babaannem ve Songül halam kalmam için ısrar etmişti. Dolmuş gelmezse geri döneceğim; gece, gece bu soğukta beklemeye değer mi, bilinmez. Yarın erkenden işlerim var, eve gitmek daha iyi. Soruları savuşturarak zaman geçsin, soğuğu unuturum diye telefonla uğraşacağım; ama şarj az, anahtar yanım

İshakEdebiyat
30 Nis


Elmas Tunç Yazdı- Hayalle Gerçeğin Savaşında Truva Atına Gizlenmiş Regresyon İzleği: Tahta Bacaklı At
İsmini yarışmalarla duyuran Zeliha Tamer Uçar'ın ilk öykü kitabı olan "Tahta Bacaklı At" 2025 Ekim ayında Metinlerarası Kitap etiketiyle okuruyla buluştu. Eser 13 öykü 115 sayfadan müteşekkil. Dili akıcı, sade olan bu kitapta yazarın öykülerinde ortak bir tema olmamasına rağmen genel olarak gerçeğin içine hayalin sızdığına tanık oluyorsunuz. Bunu metaforik olarak şöyle ifade edebiliriz. Yazar, okura bir hikâye sunarken aslında içeriye çocukluğun bastırılmış duygularını(askerl

İshakEdebiyat
29 Nis
İshak Edebiyat
bottom of page
