top of page
Ara


Öykü- Sahip Can- Nihayet
“Nihayet” dedi adam “kayboldu artık günler, zaman algısını yitirdik çok şükür. Geriye sadece ‘mesai’ diye bir şey kaldı.” Güneş hâlâ görünmeye devam ediyordu. Ona henüz bir şey yapamamışlardı. Ne balçıkla sıvanabilmişti ne de önüne bir set çekilebilmişti. Kızgındı. Tepeye ulaştığında yakıp kavuruyordu. Gözle görünür, elle tutulur bir sıcaklık kaplıyordu her yeri. Hâlâ bilinen bir şeydi: günün tam ortası olmalıydı. İlk mesainin bitmesine ve bir sonraki mesaidekilerin uyanmalar
İshakEdebiyat
12 saat önce


Öykü- Eyüp Erhun Köse- Dokuz Yüz Doksan Dokuz
Lazer, cam plakanın altından süzülüp streç filme sarılı tavuğu taradı. Bip. Ekrandaki 412 rakamı titreyerek 510’a atladı. Yürüyen bant, bir gıcırtıyla sarsılarak durdu. Kasiyer, mürekkep lekeli parmaklarıyla iki paket makarnayı camın üzerinden peş peşe geçirdi. Bip. 534. Bip. 558. Adam, çantanın omzundan sarkan deri askısını kavradı. Avucundaki ter, pürüzlü yüzeyde birikiyordu. Yutkundu; kabanının yakası çenesinin altına sertçe sürtündü. Tuvalet kâğıdı, su şişesi, kırmızı eti
İshakEdebiyat
3 gün önce
İshak Edebiyat
bottom of page
