top of page
Ara


Öykü- Suzan Aynal- Kara Bavul
İlk Çarşamba Gecesi Bavuluna gri kumaş pantolonunu ve dirsekleri eprimiş ceketini katlayıp koyuyor. İki kazak, iki bluz ve birkaç iç çamaşırıyla yetiniyor. Kadın kapakları açık olan dolabın önünde durup bir aylık tatil vizesi için yanına aldığı az eşyanın da havaalanında dikkat çekebileceğini düşünüyor. Kurumdan fazla eşya almamasını tembihledilerse de azı da göze batabilirdi. Gelişigüzel bir iki kıyafet daha bavula koyuyor. Kapı çalıyor. Nefesini tutup zilin bir daha çalmas

İshakEdebiyat
13 dakika önce


Öykü- Şükran Varol Kır- Dünyadaki En Büyük Rakam
Yan masada bir çift. Birbirinin ağzına düşüyor. Çocuğun ağzından çıkan her sözcük kızın yanaklarını yalıyor. Kız, çocuğun her cümlesinden sonra göz ucuyla etrafına bakıyor. Tanıdık kimse yok. Çocuğa biraz daha sokuluyor. Onların yapış yapış haline daha fazla dayanamıyorum. Kafamı denize çeviriyorum. Geçmişi hatırlıyorum. İlk karşılaşmamızı. “Merhaba. Sandalye boş mu?” Kimin söylediğine bakmıyorum bile. “Evet. Alabilirsiniz.” “Yok almayacağım. Aslında başka boş masa yok. Annem

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- Korkut Kabapalamut- Ölümler Albümü
Önceki hayatlarımı anımsıyorum. Bütününü değil ama ölümümden önceki son dakikalarını. Bazen doğal yollarla, bazen elim bir kaza sonucu, bazen de bir cinayete kurban giderek ya da canıma kıyarak hayatımı kaybediyorum. Kimi zaman aynı gün içinde önceki hayatlarımın birkaçını birden anımsadığım oluyor. Hoş bir şey değil. Bir süredir kimseyle de paylaşmıyorum bunları. Bana inanan kimse kalmadı çünkü etrafımda. Belki de artık bu üç beş dakikalık hikâyelerden ziyadesiyle sıkıldılar

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Cindi Yıldırım- Gece ve Ölüm
Gece. Yürek sızlatan bir bağırtı. Yürekten gelen bir ağlama. Ölümün sesi bu, ölenin duymadığı. Ölüm, geceye musallat olmuş zifiri karanlıktan daha acımasız. İnsan, onu ne kadar unutsa da hep hatırlatıyor kendini. Hastanenin soğuk koridorları alışık olduğu ağlamalarla yankılanıyordu. Ardı arkası kesilmiyor çığlıkların, gözlerde duramayan gözyaşları fayansları suluyordu. Saçını başını yolluyordu biri, annesi olmalı. Aldıkları acı haberin şoku ile belleri bükülen insanların her

İshakEdebiyat
27 Haz


Öykü- Mustafa Seyfi- Üzüntü
Leylekler göç etmedi bu yaz. Günün muhtelif saatlerinde balkona çıkıp bekledi onları. Dışarıda sonsuz rahatsızlığıyla akıp gidiyordu yaşam: korna çalan arabalar, birbirine bağıran insanlar, evlerin açık camlarından sızan kötü şarkılar. Dünya bütün sesiyle bağırıyordu gene. Ama o memnun değildi durumdan. Başkalarının gürültüsünden kendi iç sesini duyamıyordu. Aradığı bir şey varmış gibi oradan oraya dolandı durdu evin içinde. Tül perdenin ardında kum rengi gökyüzü. Balkona sür

İshakEdebiyat
25 Haz


Öykü- Buket Kılıç- Pazar
Öğretmenler odasında ayakta durmakta güçlük çeken askılığa takılıyor gözü. Yine de taşıyor montumu, helal olsun. Sendeki direnç bende olsa, diyor. Giyiniyor sıkıca. Herkes çıktı, o kaldı. Nöbetçi. Binaların arasındaki küçük yapının küçücük bahçesinin nöbetçisi. Kurs boşalmış, itiş kakış demeden bütün öğrenciler gitmiş hapishane kaçkını gibi evlerine koşarak. Sanki bağlıyoruz sizi diye geçiriyor içinden, işkence ediyoruz sanki. Küçük, iğrenç böcekler! Çıkacak artık. Masanın ta

İshakEdebiyat
23 Haz


Elif Erdoğan Yazdı- Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz Ama Önce Ünleminizi Uzatınız!
Bir kitap adıyla, sanıyla, kapağıyla okurun kulağına bir şeyler fısıldar. Kimi kitaplar renk cümbüşünün, çoklu imgelerin büyüsüyle kendini tamamlatır; kimi kitaplarsa son derece minimal, öyle dümdüz görünmesi için tasarlanmış görsellerle gayet iyi anlaşır. Hakeza kitap isimleri de bazen günde elli kere kullandığımız bir kelimeden veya kelime grubundan oluşur bazen de günde elli kere, yüz kere duyulan ama kimsenin-ki burada Hüseyin Kılıç’ı tenzih ederim- ‘’Bu sesten ne öykü ol

İshakEdebiyat
22 Haz


Öykü- Ahmet Keskinkılıç- Göründüğü Gibi
Her şey bir retina dekolmanı sonrası geçirdiğim vitrektomi ameliyatından sonra başladı. Retinamda oluşan bir yırtık sonrası göz küreme dolan kanla birlikte görüşüm bozulmuş, görme kaybı yaşar olmuştum. Bu maraz sol gözümde meydana geldiğinden, esasen, hayatımın o denli zorlaşmaması gerekirdi, neticede sağ gözümle yaşamımı idame ettirebilirdim. Gelgelelim sağ gözüm de doğuştan yaşanan bir sıkıntıdan dolayı halihazırda görmüyordu. Yani, sözün özü bu retina yırtığı sonucu oluşan

İshakEdebiyat
21 Haz


Öykü- Esra Topaloğlu- Akşam Yemeği
Oturduğu yerde hafifçe kıpırdandı. Boğazını temizleyip bir yandan tebessüm etmeye çalışarak karşısındaki kadının gözlerine bakıp salonu teftişe başladı. Yüksek tavandan sarkan ışıltılı avizelere, masalara, masaların üzerindeki yapma çiçek yerleştirilmiş vazolara baktı son olarak. Nereden söz açacağını bilemiyordu. Uzun, çok uzun bir zaman olmuştu. Unutacak kadar uzun bir zaman… Bir kadınla yemeğe çıkmak, konuşmaya başlamak… Şimdi özgüvenini yitirmiş olduğunu hissediyordu. Oys

İshakEdebiyat
17 Haz


Emine Kelismail Yazdı- "Papağan-ı Şerif Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı" Hakkında
Papağan-ı Şerif Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Hüseyin Safa Ak’ın 2024 yılında Metinlerarası Kitap’tan çıkan ikinci öykü kitabı. İlk kitabı ise Ölülerin Uğrak Mahallesi. Yazarı biraz tanımak için öncelikle ilk öykü kitabında dikkatimizi çeken unsurlarla başlamak istiyoruz. Ölülerin Uğrak Mahallesi’nde yazar; okur yorumlarına yer veriyor. Elbette bu kurgunun bir parçası. Benzer bir yöntem kullanan bir öykü okumadığımız için bundan bahsetmek istedik. Öyküler bir blog üzerinde

İshakEdebiyat
16 Haz
İshak Edebiyat
bottom of page
