top of page
Ara


Öykü- Çilem Kılıç- Başka Bir Zamana Kaldık
"Ölümümüzden sonra başka bir ömür gerek; ki biz bu ömrü sevgiliye kavuşma ümidiyle tükettik." Sadi Şirazi Yirmi yıl sonra ilk kez yan yana oturuyorlardı. Akşam güneşi denizin üzerine kızıl bir perde sererken, rüzgâr ikisinin de suskunluğunu usulca okşuyordu. Bankın soğuk demirine rağmen aralarında yıllardır hiç unutulmayan o sıcaklık dolaşıyordu; sanki geçen onca yıl, şehirlerin gürültüsü, kırgınlıklar, başka hayatların ağırlığı o an denizin kıyısında çözülüp gitmişti. İkis

İshakEdebiyat
8 dakika önce


Öykü- Mehmet Oral- Cennete Giden Yol
Çok geçtim bu yollardan. Bizi görür görmez havlamaya başlardı, koyun sürülerini bir arada tutan çoban köpekleri. Vakitli vakitsiz öten horozlar, yarılanmış cam boşluğundan aracın içine sızan kesif kokular karşılardı her gelişimizde. Başakların boynunu büktüğü hasat zamanlarında tezek kokusu, baharda yağmur yemiş toprak kokusu, yol kenarında aval aval bakıp böğüren inekler… "Yan camlardan dışarıya bakma, gözlerin yolu takip etsin! Başın döner, araba tutar" derdi babam. Babamın

İshakEdebiyat
1 gün önce


Öykü- Yasemin Erdemci- İçimdeki Boşluk
Yürüyorum. Adımlarım sessizce toprağın üzerinde kayıyor, sanki her adım bir boşluğa düşüyormuş gibi. Gözlerim öne bakıyor, ama aslında içime bakıyorum. Beynimdeki düşünceler, birbirine dolanmış karmakarışık yollar gibi. Boşluk... Ne kadar ilginç bir kavram. O, bir eksiklik gibi görünüyor, ama aslında ne kadar dolu, ne kadar derin. Bir sığlık gibi algılanıyor, ama aslında içinde sonsuzluk barındırıyor. Düşüncelerim, bir uçurumun kenarında dolaşıyor gibi. Ne var orada? Bilmiyo

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- İlyas Talha Er- Çocuk Kalbi
İğrenç bir pazar akşamı.. (belki de pazartesi bilmiyorum). Yazacak bir şey bulamamanın verdiği sıkıntı mı içimi bu kadar kemiriyor yoksa başka bir şey mi var, bilemiyorum.. Ama bir şeyi çok iyi biliyorum ki, bu iğrenç akşama dışarıda eşlik eden bunaltıcı yağmurun altında bir şeyler (adını koymak imkânsız) yolunda değil. Camı açıp dışarıyı izlemeye koyuluyorum. Yağmur şiddetini arttırmışa benziyor; çöp tenekelerinin kıyısına köşesine bırakılmış çöpler, ufak bir sel misali aşağ

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Reşide Değirmi- Küçük, Siyah Noktalar
Karanlık dediğimiz o kesif duvarın geçirgen varlıkların bedeni olduğunu öğrendiğimden beri ışıksız yerlerde duramıyorum. Başta zararsız bildiğim bu varlıkların sinsi planlarla insanlığı yok etmeye çalıştıklarını öğrendikten sonra onlardan korkmaya başladım. Evet, yanlış duymadınız, insanlığı yok edip dünyayı ele geçirmek istiyorlar. Hem de topsuz, tüfeksiz. Hem de küçük, siyah noktalarla. Nasıl mı? Ele geçirmek istedikleri yerlere önce adamlarını gönderiyorlar. Bunlar, kimsey

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Fırat Haza- Zeytin Karası
Günlerden perşembe. On bir aydır zeytin topluyoruz. Ellerim simsiyah. Annem her sabah zeytin sirkesiyle yıkıyor ellerimi çünkü alaca lekesi kendi özüyle daha kolay çıkarmış. Hayata dair her şey için geçerliymiş bu. Ninem, çekirdeklerin otuz üçünü eteğine ayırmış bile. Babam o sırada hasta ağacın kovuğuna dalıp Allah büyüktür deyip duruyor. Baba, Allah perşembe günleri de büyük mü? Yükmüşüm gibi gözlerini dikiyor suratıma. İfadesi dallanıyor yüzümde. Oysa hasta ağaca hiç böyle

İshakEdebiyat
11 Nis


Öykü- Ümit Ahmet Duman- Cumartesi Sendromu
Covid sonrası alışkanlıklarımız değiştiği gibi, derinlerde yatan, hiç farkına varmadığımız ya da anlamlandıramadığımız bazı davranışlarımız, bedenimizin bazı uzuvlarında, hatta beynimizde ve ruh sağlığımızda kalıcı hasarlar bıraktı. Hastalık bitti, gitti gibi görünüyor, ama bende kalan kaldı. Ruhum daralıyor. Haftanın bir günü dünyam kararıyor. İçime kapanıyorum, kendimi odama kapatıyorum ve kendi dünyama sığınıyorum. Sanıyordum ki bu tavırlarım yeni başladı. Eşimle aramızdak

İshakEdebiyat
8 Nis


Öykü- Elif Asma Kurt- Kul Ömer
Seyit Lütfullah Efendime, Doğduğum gün büyük İstanbul depreminin ardından başlayan yangının on ikinci günüymüş. Kıvılcımlar bir evden diğerine fukara çocuğu yılışıklığıyla sıçrarken, sancılar içindeki annem beni zor bela dünyaya getirmiş. O sırada, yanı başımızdaki evin külleri toprağa karışıyormuş. Oğlu olmasının gururuyla tüm semtte lokmalar döktüren babamın sevinci, aylar geçtikçe önce korkuya, sonra kedere dönüşmüş. Gelişmeyen uzuvlarımın sıkıntısı yetmezmiş gibi, sırtıma

İshakEdebiyat
7 Nis


Armağan Can Yazdı- Rüyalardan Yansıyan Öyküler- Rıdvan Hatun’un Cehennemde İlahi Kitabı Hakkında
Öykü kitaplarını senfonilere benzetirim. Her bölüm birbirinden farklıdır, andante ya da allegro olabilir, orta hızda bir vals müziği gibi kelimeler sizi sarabilir ya da finalde coşkuyla bitebilir. Ama sonuçta son nota çalındığında bütündür sizi büyüleyen. Kitaplarda da harfler birer notaya dönüşüp sizin ruhunuza akmaya başladığı anda o kitapla aranızda güçlü bir etkileşim oluşur. Şimdi size şefini ilk defa tanıdığım, kelimeleri dinlemekten büyük zevk aldığım bu senfoniyi anla

İshakEdebiyat
6 Nis


Öykü- Sema Öztürk- Yabancı
“Şaziment Hanım, zahmet ediyorsunuz. Mahcup oluyorum vallahi. Beslemeye aldınız beni! Korkarım kapılardan geçemeyeceğim bu gidişle,” diyerek bir kahkaha attı Füsun, elindeki tabağı alırken. Sesi apartman boşluğunda çınladı. Şaziment Hanım’ın kapı önü sohbetlerine doyum yoktu. Füsun’la konuşurken gözleri, kapı aralığından içeriye süzülüp evin içini radar gibi tarıyordu. Ayaklarının biri eşiğe kilitlenmişti; ha dese, bir omuz atsa içeriye, o çok merak ettiği dünyanın tam ortası

İshakEdebiyat
4 Nis
İshak Edebiyat
bottom of page
