top of page
Ara


Öykü- Bekir Dadır- Tırnaklı Ekmek, Krem Peynir ve Pul Biber
Ona ulaşmak için üç demir kapı ve bir de üst aramasından geçiyor, ardından iki kat yukarı çıkıyordum. Demir kapılar kafes sistemiyle çalışıyor, bir kapı kapanmadan diğeri açılmıyor. Kapılar arasındaki yolculuk sonsuz bir girdaba işaret ediyordu. Burada zamanın çatlağını bulmuştum, zaman burada kırılmış ve kırıldığı yerden bizleri çatlağından sarkıtmış, bizleri ince bir iple anlara ve silik bir geleceğe bağlamıştı bizleri. Uzun koridorlar sağlı sollu ince ve küçük koridorlara

İshakEdebiyat
6 saat önce


Zekeriya Şimşek Yazdı-Kırmızı Başlı Öykü Bahçesi: Zeynep Aliye
Pen Yazarlar Derneği’nde tanıştık, 1 Şubat 2025 yani onu keşfettiğim tarih. Üç kitabı var ben de. Birincisini (Raydaki İzler) İzmir’de, ikincisini (Diş İzleri) İstanbul/Şişli’de, üçüncüsünü (Vahşi Kelebek) Erzurum’da bir “sahaf”ta buldum ve elden aldım. Bizzat! Bir yazarın yetkinliğini ve yeterliğini sorgulayabilmek adına aynı türde en az üç eser vermiş olmasını (ya da hakkında söz edebilmek için aynı türdeki en az üç eserini okumayı) önemserim. 2000’li yıllar arifesi ve sonr

İshakEdebiyat
8 saat önce


Öykü- Kemal Tekin- Bir Kayboluşun Son Adımı
Huy edindim. Bir başkasına söyleyemediklerimi sana yazıyorum artık. Saman sarısı, çizgisiz, ince kapaklı bir defter aldım önce. Başta hislerimi yazmaya başladım. Her akşam o gün ne hissettiysem deftere sakladım. Bazı akşamlar yazarken içim dışıma çıktı; açılıp kapanmaktan yıpranan defteri dolaştı. Geçmişin izlerine benek benek lekeler bıraktı. Nemli, tuzlu lekeler. Sarı yapraklar kahverengiye döndü. Sayfalar birbirine yapışmaya, lacivert mürekkep siyah akmaya başladı. Tükenme

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- Hale Şenözgen Buruş- Mavi Çorap
Puslu, soğuk bir sabah. Nefesinin buharı önünü görmesini zorlaştırıyordu. Buz, asfaltı kaygan bir yarış pistine çevirmişti. Asel’in eteklerinden içeri, göğsüne, ciğerine işleyen bir rüzgâr vardı. Her adımında üşüyordu ama durmanın vakti değildi. Dün gece yüzünde şaklayan o tokadın sızısı, dışarıdaki ayazdan daha çok yakıyordu tenini. Acı gitmiş yerine acının izi kalmıştı. Sinan’ın duvara fırlatıp kırdığı telefonun sesi hâlâ kulaklarındaydı. O telefon, onun dışarıyla son bağla

İshakEdebiyat
3 gün önce


Öykü- Mustafa Sarp Paker- Alfabesi Kumdur Kişinin Saate Bakılmaz
Zamanın içine akıp çürüttüğü, büyüdüğü, büyüttüğü ve elinden tutup yürüttüğü o çocuk olan ben nihayet büyümüş, ustamdan aldığım el ile dükkânın sahibi olmuştum. Eli, saat tamir ederek insanları varacakları yerlere vaktinde varmaları için değil, vardıklarında yapacakları işlerin hayır mı şer mi olacağına dair ipuçları vermek için aldım. Çarşıda bana saatçi, hayalci ve hatta falcı diyenler olsa da siz onlara pek itimat etmeyin. Takdimi her zaman beli hafif bükük, saçı epey kırç

İshakEdebiyat
4 gün önce


İshak İlk Kitap Soruşturması- Aslı Sökmen Gediz
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız? Yazmaya başladığım net bir tarihi not düşmek zor; çünkü bu çocukluktan beri süren okuma halinin zamanla içimde bir sese dönüşmesiyle oldu. Önce dağınık notlar, kısa denemeler, aklıma yazılan cümlelerle yola çıktım ardından okuduklarımla çoğalan, içimde yankılanan ve farklı türlerde kendine yol arayan metinler ortaya çıktı. Bunların olgunlaşıp bütünlük arz eden metinlere dönüşmesi ve bilinçli olarak öyküye yönelmem ise son altı yıl

İshakEdebiyat
4 gün önce


Tozlanmış Öykü- Nazan Behiç- Tehlikeli Mektup
Seniha, kocasının kitaplarını karıştırmaktan, yazı masasına oturarak onun deste deste kâğıtlarıyla oynamaktan pek hoşlanırdı. Sedat’ın evde olmadığı günler, ona ait eşya ile meşgul olmak, adeta yokluğunun hasretini ve kavuşma arzusunu azaltıyor gibiydi. Bir gün yine böyle, Seniha Sedat’ın kâğıtlarını karıştırırken bunların arasında ufacık bir zarf, daha ilk bakışta korkunç olduğu anlaşılan süslü mektup zarflarından bir tane buldu. Kocasının ismine gönderilen bu kâğıdı titreye

İshakEdebiyat
5 gün önce


Cevdet Güner Yazdı- Yumuşamayı Reddeden Cümleler: Öyleyse Vurun Baltayı
Seher Tanıdık’ın Öyleyse Vurun Baltayı kitabı, okuru bir metnin içinde davet etmekten çok, onun karşısına geçip konuşmayı tercih ediyor. Bu konuşma yumuşak değil. İkna etmeye çalışmıyor, uzlaşmıyor ve geri çekilmiyor. Daha ilk sayfalardan itibaren kendine ait bir alan açıyor ve o alanın sınırlarını da oldukça net çiziyor. Bu netlik, kitabın en belirgin gücü. Tanıdık, neyi yazdığını bilen bir yerden hareket ediyor. Öyküler, kararsız ya da arayış halinde değil. Aksine ne söylem

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Artun Mimar- Yolda
N. şehrinden çıkmış, onu M. şehrine götüren otoyolda arabasını sürüyor. Dinmeyen şiddetli yağmurun keskin damlaları arabayı bir taramalı tüfek gibi tarıyor, ön camı yarıp onu kör etti edecek. Gümbür gümbür çakan şimşekler yüreğini hoplatıyor. Yolun düz olmasını, yolda dengesini bozabilecek bir tümsek ya da kaymasına yol açabilecek su birikmiş bir girinti ile karşılaşmamayı diliyor. Gerçi bu tür engeller çıktığında onlarla mücadele etmekten büyük zevk alıyor; arada aksiyon laz

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Öykü Gizem Gökgül- Vurgun
Güneş, teknenin beyaz saclarından sekip doğrudan gözbebeklerine batıyordu. Arka planda çalan bası bozuk pop müzik, denizin şırıltısına karışırken Efe için dünya o daracık merdiven ile teknenin ikinci katındaki atlama platformu arasındaki yüz elli santimetreye sıkışmıştı. İlk koyda platformun ucuna kadar geldi. Ayak parmaklarını, güneşten kavrulmuş ve beyaz boyası yer yer çatlamış platformun plastik zeminine sıkıca kenetledi. Dudaklarının üzerindeki yeni koyulaşmaya başlamış t

İshakEdebiyat
7 May
İshak Edebiyat
bottom of page
