top of page
Ara


Öykü- Fırat Haza- Zeytin Karası
Günlerden perşembe. On bir aydır zeytin topluyoruz. Ellerim simsiyah. Annem her sabah zeytin sirkesiyle yıkıyor ellerimi çünkü alaca lekesi kendi özüyle daha kolay çıkarmış. Hayata dair her şey için geçerliymiş bu. Ninem, çekirdeklerin otuz üçünü eteğine ayırmış bile. Babam o sırada hasta ağacın kovuğuna dalıp Allah büyüktür deyip duruyor. Baba, Allah perşembe günleri de büyük mü? Yükmüşüm gibi gözlerini dikiyor suratıma. İfadesi dallanıyor yüzümde. Oysa hasta ağaca hiç böyle

İshakEdebiyat
10 saat önce


Öykü- Ümit Ahmet Duman- Cumartesi Sendromu
Covid sonrası alışkanlıklarımız değiştiği gibi, derinlerde yatan, hiç farkına varmadığımız ya da anlamlandıramadığımız bazı davranışlarımız, bedenimizin bazı uzuvlarında, hatta beynimizde ve ruh sağlığımızda kalıcı hasarlar bıraktı. Hastalık bitti, gitti gibi görünüyor, ama bende kalan kaldı. Ruhum daralıyor. Haftanın bir günü dünyam kararıyor. İçime kapanıyorum, kendimi odama kapatıyorum ve kendi dünyama sığınıyorum. Sanıyordum ki bu tavırlarım yeni başladı. Eşimle aramızdak

İshakEdebiyat
3 gün önce


Öykü- Elif Asma Kurt- Kul Ömer
Seyit Lütfullah Efendime, Doğduğum gün büyük İstanbul depreminin ardından başlayan yangının on ikinci günüymüş. Kıvılcımlar bir evden diğerine fukara çocuğu yılışıklığıyla sıçrarken, sancılar içindeki annem beni zor bela dünyaya getirmiş. O sırada, yanı başımızdaki evin külleri toprağa karışıyormuş. Oğlu olmasının gururuyla tüm semtte lokmalar döktüren babamın sevinci, aylar geçtikçe önce korkuya, sonra kedere dönüşmüş. Gelişmeyen uzuvlarımın sıkıntısı yetmezmiş gibi, sırtıma

İshakEdebiyat
4 gün önce


Armağan Can Yazdı- Rüyalardan Yansıyan Öyküler- Rıdvan Hatun’un Cehennemde İlahi Kitabı Hakkında
Öykü kitaplarını senfonilere benzetirim. Her bölüm birbirinden farklıdır, andante ya da allegro olabilir, orta hızda bir vals müziği gibi kelimeler sizi sarabilir ya da finalde coşkuyla bitebilir. Ama sonuçta son nota çalındığında bütündür sizi büyüleyen. Kitaplarda da harfler birer notaya dönüşüp sizin ruhunuza akmaya başladığı anda o kitapla aranızda güçlü bir etkileşim oluşur. Şimdi size şefini ilk defa tanıdığım, kelimeleri dinlemekten büyük zevk aldığım bu senfoniyi anla

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Sema Öztürk- Yabancı
“Şaziment Hanım, zahmet ediyorsunuz. Mahcup oluyorum vallahi. Beslemeye aldınız beni! Korkarım kapılardan geçemeyeceğim bu gidişle,” diyerek bir kahkaha attı Füsun, elindeki tabağı alırken. Sesi apartman boşluğunda çınladı. Şaziment Hanım’ın kapı önü sohbetlerine doyum yoktu. Füsun’la konuşurken gözleri, kapı aralığından içeriye süzülüp evin içini radar gibi tarıyordu. Ayaklarının biri eşiğe kilitlenmişti; ha dese, bir omuz atsa içeriye, o çok merak ettiği dünyanın tam ortası

İshakEdebiyat
4 Nis


Öykü- İbrahim Daştan- Asıl Şüpheli
Bu sutyenin ne işi var burada? Aynı beden olsa belki fark etmezdim. Hem küçük hem de benimkilerden daha kaliteli. Beni aldatıyor mu yoksa? Eve gizli kamera mı koysam? Acaba onu son zamanlarda ihmal mi ettim? Yatak bozulmamış. Herhalde bu işi kendi evimizde yapmaya cüret etmiş olamaz. Etrafı araştırdım, bir tane bile kıl yok. Belki de dazlaktır. Niye olmasın? Ben erkek olsam dazlak bir kadından hoşlanır mıydım? Parfüm kokusu da yok. Belki parfüm kullanmıyor. Parfüm ya da deodo

İshakEdebiyat
3 Nis


Öykü- Gülin Eren Saygın- Ölene Kadar Sır
Yan odadaki karyolada -ki nefret ederdin ondan- öylece yatıyorsun. Cesedin hâlâ yakışıklı. Ölünü sardıkları o çiçekli nevresim, işlenen bir günahın üzerini örtmeye çalışan süslü bir yalan gibi duruyor. Çenenin altından geçirilen bez bile nişan bohçandan yadigâr. Üzerinde kör bir bıçak. Aslında bu ilk çürümen değil. Okulda dışlandığında, iş yerinden uzaklaştırıldığında, kalabalıklar içinde boşluğa düştüğünde de çürümüştün. Ama en çok bu evde. Cenazende göğüslerine gurur nişanı

İshakEdebiyat
1 Nis


Öykü- Hakan Koç- Yenilikçi Serap
“Bir gün sana modern zaman kabullenişi öğreteceğim dostum.” “Bu dediğinin ne demek olduğunu bile anlamadım ama benim moderniteyle ilgili bir derdim yok. Anlaşamadığımız konu bu.” Yoğun antrenmanlar ve iş yüküyle geçen bir günün ardından herkes köşesine çekilmiş, bisiklet takımının sohbet grubunda yine gündem tartışılıyordu. Her sene temmuz ayında olduğu gibi yine sohbet grubunun üç haftalık gündemi şüphesiz Fransa Turuydu. Tabi herkesin ruh hali ve alkol seviyesi bir olmadığı

İshakEdebiyat
31 Mar


Öykü- Başak Doğan- Yastıkta Uzayan Saçlar
Adam telefonda, “Yastığımda saç telin kalmış, onun yerine keşke sen kalsaydın,” dedi flörtöz sesiyle. İstanbul’dan ayrılalı bir yıl olmuştu, ilk yıllık iznimi geçirmek için büyüdüğüm bu şehre gelmiş, şimdiyse yaşadığım okyanus aşırı ülkeye dönmek üzere havalimanındaydım. Bir elimle bavulu çekiştiriyor, diğeriyle çantamı tutuyordum. Telefonu kulağımla omzumun arasına kıstırmış adamı dinliyordum. Sevişirken adamla pek çok parçamız birleşiyor ve ayrılıyordu. Sıcaklık ve ter ile

İshakEdebiyat
30 Mar


Öykü- Ali Çağlar Kale- Kaçış
Belimi tutarak doğruldum. Alnımdan akan ter fayansa düştü. Şıp Şıp. İki damla. Fayans parladı. Bu yetmez, diyerek paspasa asıldım. Belimdeki omurların arasına kaçan o et parçasına inat fayansları hırsla silmeye devam ettim. Fayansın son karesindeydim. Telefonun titreşimiyle ıkınarak doğruldum. Gelen mesaja baktım. Tugay’dı. Şu an kahvedeyiz. Akşama da maç izleyeceğiz, belki izin alabilirsen gelirsin diye yazayım dedim. Telefonu masaya bıraktım. Sandalyeye yığıldım. Kalbim, om

İshakEdebiyat
29 Mar
İshak Edebiyat
bottom of page
