top of page
Ara


Öykü- Görkem Can- Yaz Başlangıcı
M. Ç. için… Dedemin bir kiraz ağacını aşıladığını hatırlıyorum. Beni de götürüyor yanında. Elindeki çekmeyle aşı yapılacak yeri özenle hazırlıyor. Onu izliyorum. Şapkasının siperliğinin altında kırışan alnını, şakaklarından dökülen terleri, beyaz kıllı parmaklarının hünerle kıvrılmasını… Bana dönüyor ve “Evlat, kalemleri ver,” diyor. Kalemler mi? Ne kalemi? Elimdeki dalları uzatıyorum. Gülümsüyor. Ellerime değen pürüzlü ellerini şu an dahi hissedebiliyorum. Dedem aşı dallar

İshakEdebiyat
21 saat önce


Öykü- Ali Osman Özdemir- Cafcaflı Hapishane
Hapishaneden çıkarken bir şeyden çok emindim; oraya asla geri dönmeyecektim. Nefesimi kesen o dört duvar arasında, bir daha kapana kısılmak istemiyordum. Cezamı çekmiş, öfkem ve çaresizliğimle senelerce sessizce yutkunmuştum. Avluda volta atarken fısıldanan o sözler hep kulaklarımdaydı: “Buraya bir kez giren mutlaka bir daha gelir,” diyorlardı. Gerçekten de içerideki solgun ve umutsuz insanların çoğu ikinci kez oradaydı. Fakat ben kararlıydım, bu döngüye yenilip onlardan biri

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- Ebuzer Kalender- Hoşt
Komşusunun köpeğine “hoşt” dediği gün öldürüldü adam. Kadimşehir’de sabahın erken saatleriydi; güneş, apartmanların arasından sızıp ıslak kaldırım taşlarına ince bir çizgi çekiyordu. Adamın sesini duyan üç kişi vardı: mahalle bakkalı, bir apartman görevlisi, bir de pencere aralığından dışarıya bakmaktan başka işi gücü olmayan yaşlı bir kadın. Sonradan hepsi aynı şeyi söyledi; “Adam bir an durdu, havlayan köpeğe baktı, sanki kelime ağzında büyüdü. Hoşt diye bağırdı. Sonra köpe

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Vicdan Özerdem- İki Bin Dokuz Yüz Elli
Torpidodan bir cd çıkardı Arif, cd çalara yerleştirdi sonra arabanın yarı açık camlarını kapadı. Hafif bir ezgiyle başladı türkü, gittikçe yükseldi. Arif düğmeyi çevirip daha da açtı sesi. Benim en çok sevdiğim türkü olduğunu iddia edip durdu. Bas bas bağıran müzik sesi kulaklarımda zonkladı. Nefesim kesilirken elim gayri ihtiyari kapıdaki düğmeye gitti, arabanın camı yağ gibi kayarak sonuna kadar açıldı. Tedirginlikle Arif'e baktım. O bakmıyor bana, türkünün ezgisine kaptı

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Özay Erdem- Yokuş
İlaç kutusunu kedi mamasıyla doldurdu Gülseren Hanım. Eczane poşetine kuş yemi boşalttı kavanozdan. Sonra ikisini birden hırkasının cebine koydu. Ardından mutfağa geçti yaşlı kadın. Buzdolabındaki pet şişelerden birisini çekip aldı raftan. Onu da diğer cebine koydu hırkasının. Tezgahtaki çöp kovasına yaklaştı son olarak. Bir süre ayakta dikilerek uzun uzun baktı çöp kovasına. “Götürebilirim,” diye mırıldandı. Kapağını bir kenara koydu ve tek eliyle üstünden kavradı çöp kovası

İshakEdebiyat
7 gün önce


Hava Kantar Yıldırım Yazdı- İnsanın İçinden Sızanlar ve Birbirine Tamlanan Günahlar
Elmas Tunç'un ilk öykü kitabı "Zincirleme Günah Tamlaması" geçtiğimiz ay Metinlerarası Kitap etiketiyle yayımlandı ve okuruyla buluştu.106 sayfalık kitapta on iki öykü bulunuyor. Eserin ismi ve kapağı, birbirine uyumuyla dikkat çekerken öykülerin teması da okuru günah işlemeye değil, işlenen günahları gözler önüne sererek tanık olmaya davet ediyor. Girişteki iki epigraf da benzer biçimde eserin bütünüyle uyum içinde. Kapaktaki günahkârların cinsiyetleri, mesnetsiz bir feminis

İshakEdebiyat
9 Mar


Öykü- Özlem Oral Gürdal- Kurumuş Kökler
Uçak nihayet iniyor. Bekliyorum. Ayaklarımı sıkı sıkı basıyorum. Ellerim koltuğun iki yanında. Ne zaman bindim, ne zaman ellerimi bu koltuğun kenarlarına iliştirdim hatırlamıyorum. Arkaya bakıyorum, hıncahınç dolu. Kucağımda sırt çantam, üst bagajda bavulum. Sadece bu kadarım. Bir bilet, bir bavul, bir de sırt çantası. Bilir miydim böyle döneceğimi? İçimde umudum, hasretim, yıllardır ezgisini tekrarladığım eksik bir ağıt. Yerine alışmayan, sürekli depreşen kaygım. Aklım çocuk

İshakEdebiyat
8 Mar


Öykü- Korkut Kabapalamut- Bay Y ile Olmak ya da Olmamak
Bay Y bana taşınalı üç ay kadar oluyor. Bundan kısa süre önce on yıllık bir evlilik yaşadığı eşinden ani bir kararla anlaşmalı biçimde boşanmış. Onunla büyük bir kafenin üstü açık kısmında tanıştık. Yazdan kalma bir gündü. Öğle sonrasıydı. İkimiz de yalnızdık, birbirine yakın sayılabilecek masalarımızda kitap okuyorduk. Diğer masalardaki müşteriler gruplar halinde sohbet ediyorlardı. Öyle çok yakışıklı değilse de etrafa bir tür enerji yayan, kendisine bu yolla bir anlığına ol

İshakEdebiyat
7 Mar


Öykü- Şenay Şentürk- Peyka
O gün geldi. Evde benim dışımda kimsenin geleceğine ihtimal vermediği, ya da bilip de bilmezden gelinen, hoş görülmeyen sıkıntılı bir anı gibi maziye gömmeye çalıştıkları yolculuk günü. Yasaklı bir sözcük; göç. Dilimiz varmadığı için belli ki hiçbirimizin dudaklarından dökülmemiş, boğazımızda bir yumru giderek genişlemişti. Her yolculuk başladığı noktada son bulurdu ya, Türkiye’ye bir bakıp Bulgaristan’a geri dönecekmişçesine, tüm ailem hayatın olağan akışında sürdürüyordu o

İshakEdebiyat
5 Mar


Mustafa Bostan- Yaratıcı Öykü Okumaları 12- Sibel Oğuz'un “Sivrisinek” Öyküsü
Sibel Oğuz, Annem Zeytin ve Çay ile çıktığı öykü yolculuğunu Bu Hikâye Tutar Canan ile devam ettiriyor. Yeni kitabında öykü sayısı ilk kitabına göre daha az. Bu tercih daha yerinde olmuş çünkü ilk kitabı bir öykü kitabına göre fazla hacimliydi. Bu Hikâye Tutar Canan ’da öyle bir öykü var ki derin okumaya oldukça müsait: “Sivrisinek” Öykü bir sivrisineğin ağzından anlatılan alegorik yoğunluğu yüksek bir öykü. Sibel Oğuz’un öykünün merkezine yerleştirdiği sivrisinek ile derviş/

İshakEdebiyat
4 Mar
İshak Edebiyat
bottom of page
